08 Kasım 2009 Pazar

ARILIĞI TAŞIDIK

Arılığı artık kışlık mekanımıza taşıdık.Buralar bizim mekanımız.Bu manzaralar sonbahar ve kış ile bahar ayları göreceğimiz yerlerin resimleri...
Bu kiriş çiçeğinin açmasına en az 90 gün var....Aslında ölmeyene çok zaman değil...Bahara biz Antalyada 90 gün uzaktayız.Kışa ise 20 günlük mesafemiz kaldı...

Antalya...Kimilerine göre hayallerindeki şehir...Kimilerinede hayal edilmeyen...Bana göre 7 ayı harika yaşabileceğiniz bir yer.Kalan 5 ayın 1,5 ayı 10 aralık ile ocak sonu...geri kalanı 1 Haziran ile 15 eylül arası....Nedenmi? Kışları nemden dolayı hissedilir soğuk hava sıcaklığı 7-8 gibi görünsede -10 gibi...yazlarıda hava sıcaklığı gölgede 35 olsada yine nemden dolayı 43-45 gibi hissedilir olması bizi hayli zorlar...Diğer zamanlarmı yaşayabildiğince güzel...Arılar içinde aynı sayılır... sadece bir farkla...Kışları arılar gayet rahat...sadece yazları korumaya muhtaç...Bizde yazları yayladayız...Bu yaz ise başka yaylalar arayacağız...Bizim yaylanın bal verimi çok düşük...Rakım yüksek geliyor...Bu bakımdan çok kalmamalı...Biz ise çok kalıyoruz.Bu yıl sadece kısmet olursa ürettiğimiz arıları yaylaya götüreceğiz.Bal amaçlı arılara kışdan yer ayarlamalıyız.Arı sayımız gayet iyi oldu.Kış kaybımız olmazsa balda kullanacağımız arı sayısı en az 80 civarı olur.20 civarı arıyıda sadece arı üretme amacıyla kullanmayı düşünüyorum.Bu yıl 60 kadar tek çıtadan arı üretme çabamız oldu.Bunlarda başarılıyız.Artık tek çıtadan üretme işini bırakıyorum.Bu yıl 2 çıtadan arı üretme amacıyla çalışacağım.Bal üretme ve satma işinde biz arıcılar olarak birbirimize oldukça zarar veriyoruz.Bal fiatları parekende piyasada çok komik. 8-13 aralığında.Öyle olunca ben 25 deyince vatandaş farkı anlamıyor.25 lik balımız %100 doğal ve katkısız.150 kg civarı püreen balımız var.Kısmetse satarız.Gerisi hayırlısı...
Bugün şu anda hava gürlüyor.Dışarıda hafifden bir yağmur bereketi toprağa ikram etmekte...Bizdende tek kelime Allaha ŞÜKÜR elhamdülillah...


04 Kasım 2009 Çarşamba

HAVA DURUMU VE ARILAR....

                     Meteorolojinin Antalya için verdiği haber tüm dikkatlerin Türkiye'de Antalya'ya dönmesine sebeb oldu...Birçok dost ve arkadaş gün boyu haber sordu durdu...Şuan 4 Kasım Çarşamba 18.00 itibarıyla herşey normal gibi.Gün boyu hava çiledi durdu.Güçlü bir yağış akımı görülmedi.Gece olursa ona birşey diyemem..Öğleden sonra yarım saatliğinede olsa güneş kendini gösterdi.Akşamüstü hava gayet sakindi.Ne rüzgar ne fırtına nede güçlü ve tehlikeli bir yağış görülmedi.Ama Serik ve Alanya' da durum nasıl bilmiyorum...Telefonla bir arkadaşıma ulaşmaya çalıştım,ulaşamadım...Yazı bitinceye kadar ulaşmaya çalışacağım.ŞUAN itibarıyla meteoroloji metrekareye yüksek miktarda yağış tahmininde yanılmış görünüyor.Birazda arılardan bahsedelim.
                       Arılar için en zor ve tehlikeli dönemin içindeyiz.Çünkü;Sonbaharın sonu  günboyu değişken ısı ve hava durumlarına gebedir.Öğle civarı hava ısınır ve harika bir konuma ulaşır.Bunun etkisiyle arılar uçuşa çıkar.İkindiye doğruda 7-8 derecelik düşüşler görülebilir.Arılar dışardaysa üşüyüp kısmi felç geçirip kovana gelemeyebilirler...Bu bakımdan sonbahar havası bilhassa karasal iklimin yaşandığı yerlerde arılar için risk ve olumsuzlukları taşır.Akdeniz ise fazla bir olumsuzluğu taşımaz.Hava yağışlıysa arı kovandadır.Zaten iklimi en iyi bilen canlılar içinde arıları ilk sıraya yazmak gerek..".4-5 yıl önceydi..Arılar Ispartadaydı.Çok bulutlu(Fingus türü bulut.) bir gündeydik.Ama havada sıcaktı.Bazen hava açıyor tekrar kapanıyordu.Yanımdaki tecrübeli bir arıcı arkadaşım bugün fırtına ve şiddetli yağış var dedi...Bende güldüm.Dediki arılar söylüyor dedi.Bende sen Türkçeyi zor konuşuyorsun,arı dilini anlayıp tercümanmı oldun dedim.O zaman bana dediki kalk sana ispatlayayım dedi...Kovana giren ve çıkan arı sayıları kıyaslayalım diyerek;Güçlü bir kovan seçtik.Başladık gözleme...Öncesi ben işin şakasındaydım.Gözlem sırasında gerçeği yakaladım.Gerçekden dışarıdaki işçi arılar giriş yapıyor ama çıkan arı sayısı yok denecek kadar azdı...Arkadaşım üstlüğünü çıkardı..Artık arı kovana döndü,kovanları rahatsız etmeyelim diyerek bir ağaç altına çekildik.Oturup uzanıp istirahat edelim derken 10 dakikaya kalmadan müthiş bir yağmur başladı...Bizde hemen aracımızın içine koştuk.takriben 45 dakika kadar oturduk.iyi bir yağmur düşmüştü.Yaz günü yağmurunun ardından güzel bir ikindi güneşiyle hava açtı.Bizim arılıkdaki arıların sanki hepsi kovan terkediyor gibi dışardalar...Bizim arıcı arkadaş üstlüğünü giyerek kovanların içinde şöyle bir gezdi geldi...Dediki yağmur geçti.Öyle deyince bende üstlüğümü giyerek arıların içinde dolaşmaya başladım.Geçmişgün nekadar zaman geçti bilemiyorum ama bir süre sonra tek tek polenli arıların gelmeye başladığı görüldü..".İşte böyle..Arılar iklimi en iyi bilen canlılardan birisi...
                    Artık arılarımızı kışlık yerlerine taşıyacağım.Yarın akşam hava iyi olursa bu işi yapmayı düşünüyorum.Bir kısmını akşam yarısınıda sabah erkenden taşıyacağım.Artık orman içi yağışla rutubetli hale geldi.Güneşide az görüyor.Onun için nakil işini halletmeliyim.Arılar bulunduğu yerden 6-7 km başka bir mevkiye taşınacak.Sıkıştırma işini tamamladık.Artık gerisi Yüce Allaha kaldı.Yağmurda iyi yağdı.Kış bitkileri yakında kendini göstermeye başlar...Bu ifadelerle yazıyı noktalarken herşeyin gönlünüzce olması dilek ve temennilerimle...

01 Kasım 2009 Pazar

KOVANLARI DARALTARAK SIKIŞTIRMA







Çokdan beridir kovanları strosfor ile daraltıp sıkıştırmak
amacındaydık.Ancak strosforu arı parçaladığı için dışına naylon torba giydirmek gerekiyordu.Çünkü;Geçmiş yıllarda yaptığım bu tür strosfor sıkıştırma aparatlarını şubat mart aylarında arı parçalamıştı.Parçalayınca kovan içinde anormal bir kirlenmede oluşturmuştu.Bu olumsuzluğu önlemek için bu yıl ölçülere uygun kestiğim strosforlara göre naylon torba aldım.Naylon torbanın içine koyduğum strosfor köpüğünün kenarlarındaki boşluğu zımba teli ile aldırdım.







Gayet sıkıca bir şekilde zımba teli ile sıkıştırıp zımbaladım.Çünkü;Bu aparat yıllarca kullanılmalıydı.

Yukarda resimde görülen dört çıta arının son çıtasının sağına bu strosfordan oluşturduğum aparatı sıkıca aşağıdaki resimdede görüldüğü gibi yerleştirdim.
Resimdede görüldüğü gibi aparat son çıtanın sağına tam yanaştırılarak yerleştirildi.
Yukardaki iki resimdede görüldüğü gibi örtü bezi güzelce çıtaların üstü kapatılarak kovan içindeki sıkıştırma aparatı üzerine boşluk bırakılmayacak şekilde örtüldü.
Kovanın üstünede önceden yıkanarak temizlenmiş olan kömür ve değişik çuvallardan hazırladığım örtü bezini kapatarak

Kovan kapağını örtüm.Böylece arılarımız sıkıştırılıp kışa hazırlanmış oldu.Ancak yapacağım bir iş daha kaldı.Hava kabarcıklı ambalaj naylonu da almıştım 35 m kadar.Daralttığım kovanların örtü bezi altına,bu ambalaj naylonundan koyarak zımba ile montajlayacağım.Bu ambalaj plastiğini bugün hazırlayamadım.Yetiştiremedim.Kovanların 80 tanesini
sıkıştırabildik.Daha sıkıştırma aparatıda hazırlamam gerek.Çünkü geride sıkıştırılması gereken 40 kadar kovanımız daha kaldı.Onlarıda tamamladıkmı arıları kışlık yerlerine nakledeceğim.Sanırım hava uygun olursa 3-4 gün içinde bu işleri bitiririm.Sizlere tekrar yazabilmek dileğiyle hoşça kalın.



29 Ekim 2009 Perşembe

1 AY SONRA FORMİKLEME PLANIYLA SON PERİZİN VERİLDİ...

Arılığımız bildiğiniz yer ve konumunda...Bundan dolayıda yazacak ve üretecek pek haber yok...Şu günler kış hazırlıklarına başladık.Kovanların örtü bezleri eskidi.Eskiyen örtü bezlerini kış önünde değiştirmek şart...Çünkü;Ben örtü tahtası kullanmıyorum.Dolayısıyla örtü bezi yerine çuval örtüyorum.Bugün değişik yerlerden sağladığım çuvalları yıkadım.Daha hepide bitmedi.Yarın sabahada kaldı.Onlarıda suya ısladık.Sabahleyin kalanlarıda yıkayıp tamamlayacağız.Daha sonra yolumuz Antalya şehir merkezine kadar uzayacak.Ben şehre 15-20 km lik bir mesafedeyim.Çarşıda bir plastik ambalaj malzemesi satan dükkana takılacağız.Naylon torba alacağız.Boyutu en 25 cm,boyda 50-55 cm kadar olmalı.Bunun içine 23 cm eninde 45 cm uzunluğunda köpük keserek yerleştireceğiz.Nemi olacak...?Sıkıştırma köpüğü yapıyoruz.Bu şekilde kovanı daraltıp arıların kış boyunca daha sıcak ortamda kalmalarını sağlama amacındayım.Kovanın boş kalan yerlerinide eski kumaş vb.gibi malzemelerle dolduruyorum...Bu planlanıp yapmayı düşündüğüm işim.Gelelim bugünkü yaptığım işlere...
Bugün arılığı ziyaret ettim.Hava kapalıydı.Zaman zamanda hafifçe çiledi.Bu ortamda yapılacak iş arıyı varroaya karşı ilaçlama...Varroa ilaçlaması kovana arıların döndüğü akşamüstü gibi dar zamanda yapılır.Bizde havanın kapalı ve arıların uçmamasını fırsat bilerek gündüz ilaçlama yaptık.Daha önce iki kere varroaya karşı perizin kullanmıştık.Bugün 3.defa ilaçlama yaptık. ilaçlamayı 1er hafta aralıkla yaparak tamamladık...Şimdi havalar az daha soğuyunca yani Kasımdaki pastırma yazı geçtikden sonra bütün kovanlara formik asit uygulayacağım.Şubatdada 3 kez daha perizin uygulaması yaparak nasipse bahara çıkımayı planlıyorum.Perizini kullanırken su yerine kaynatılmış kekikden elde ettiğim kekik suyunu kullanıyorum.Ayrıca perizinin dozajınıda biraz düşük uyguluyorum.Bazı arıcı dostlar daha önce hemen az ilaç kullandığımı yetersiz kalacağını yorumlarıyla belirtiler.Zaten benim amacım kimyasalları kullanmamak.Mecbursam az miktarda yetecek kendime has teknikleri geliştirmek.Kekik suyuda bu tekniklerden birisi..Daha önce hiç kimyasal kullanmamıştım.Ancak varroa yoğunluğu bir hayli artınca perizin tercihi yaparak uygulamaya koydum...Sonuçları ilerde açıklayacağım.Bugünkü ilaçlamadan sonraki sonuçlarmı? Mükemmeldi...Çünkü arılar kovanda kalan varroaların ölenlerini ve düşenlerini temizleme gayreti içindeydiler...
Değerli dostlarım;Çalışmalarım bunlardan ibaret...Şimdilik hoşça kalın..

27 Ekim 2009 Salı

BULUTLAR ALTINDA HASATDAYDIK

ÜLKEMİZİN BİRÇOK YERİ KARI GÖRDÜ,KIŞI GÖRDÜ,ARILAR BİLE SALKIM OLDU.... Ama biz bugün bir arkadaş ağabeyimizin arılarında püreenden kalan balı hasat ettik.Aslında bu bal daha önceki hasatda alınacaktı...Ancak oradaki arı yoğunluğu ve yağmacıcılık zayıf arıları hasat etmemizi engellemişti...Bu durumdan dolayı bu 15 kovan arıyı Cumartesi gecesi kapattık.Pazar sabah namazının ardından alarak yeni yerlerine kışlayacağız bölüme götürdük.Dünde hava kapalıydı...Zaman zamanda yağmur yağdı.Arılara bakamadık...Bugün öğleye kadar baktık hava güneşli...Meteoroloji sitesi yağmurlu gösteriyor.Selim Korkmaz Ağabeyimde beni arıyor,ne yapalım diyor...Artık ne olursa olsun dedim...Çünkü geçen yıl yağmurlu havada bile çalışmak zorunda kaldığım zamanlar olmuştu...Hatda transfer analarım yağışlardan dolayı sıkışmış,yağmurlu çileyen havada 40 bölme yapmış ve akşamüstüde ana memelerini kovanlara takmıştım.Bugünde öyle karar verdik.Yemeği yedikden sonra arılığa vardık.Tabiki biz varıncaya kadar da hava kapandı...Birkere karar verildi ya...İdam ..yapılacak kalem ...kırılacak.Besmeleyi çekerek işe başladım.Sonuçda 15 kovan arıya bakılacak..Hızla ballı petekleri aldım,fazla petekleri de aldım.1 saat civarında hasad işini bitirdim.30 ballı petek aldık...Hepside süzülecek...Fazla petekleride kovanlar arası geçiş yaparak kovan dengelerini sağladım.Havalar iyileşsin...Kendi arılarımı elden geçireceğim.Ballı petekler alınacak.Boş fazla balsız peteklerde alınacak.Bu işlerin ardındanda hemen köpüklü ambalaj naylonu zımba ile kovan dip tahtası ve yan tahtasına zımbalanıp kovanlar daraltılacak,sıkıştırılacak.Çünkü;Antalyanın az fakat ne yapacağı belli olmayan kışının gelmesi yaklaşıyor...15 Kasımdan sonrayı artık kış saymak gerek...
Bizim buralar bu haftayı çok şükür yağışlı geçirecek...Arılarda kovan içinde yatacak..Tabiki yağış Akdenizin doğal orman mantarını patlatacak...Bizde mantar aramaya gideceğiz nasip olursa...Bu yıl mevsimi olması gerektiği gibi yaşıyoruz.Çok şükür Elhamdülillah...Sonuda baharıda iyi olur İnşallah..
Hoşça kalın dostlar,arıcı arkadaşlar...Allaha emanet olun.Bolluk bereket ve yağışları afetsiz yaşayın.

24 Ekim 2009 Cumartesi

SONBAHARIN SONU

Artık Akdenizdede herne kadar hava sıcaklıkları hala 30 lu derecelerde olsada iklimsel ve bitki örtüsü bakımından son baharın sonuna doğru yaklaşıyoruz.Bizim yağmurla açan püreen bitkisi arada yağmur almayınca artık yukardaki sresimde görüldüğü gibi geçti.Şu sıralar arılar sonbaharın son çiçeği ve nektarını harnupdan(Keçiboynuzu) bal ve polen topluyorlar...Bunun yanında kış önünde kış girişinde yeni dünyalarda açıyor.Oda çok iyi nektar ve polene sahip bir bitki çeşidi olmasına rağmen bizim arı koyduğumuz kışlağımız çevrede bulunmuyor.Bu bakımdan yeni dünyaları bıraktık...

Bu resim 2009 un foto ve blog albümünde kaldı.Nasip olursa,2010 Ağustosun sonunda veya eylülün başında yağmur yağarsa bu resimleri size yeniden bulup,çekip yayınlama fırsatımız olur.Yağmur yağmazsa hiçbir şekilde püreen bitkisi ne açar, nede nektar ve bal vermez.Bu bitki herşeyini yağmura bağlamış...Diğerleride öyle ama bu biraz daha nazlı...Allaha şükürler olsun bu yıl Arıcılar bizim bölgelerde hiç olmazsa el emeğini aldı.Bilhassa Fethiye ve muğla civarında harika çam balı aldılar.Bolluk ve bereket arıcıya şimdilik pek yaramışa benzemiyor.Hatda çoğu yerde şaşırmış arıcılar birbirinin kuyusunu kazıyor.Neredeyse bedava denilebilecek paraya kg fiatı 8-10 tl ye parekende çam balı satıyorlar...Öyle oluncada pal tüccarı bala para vermiyor.Ah aç gözlülüğümüz varya,..Neredeyse insan birbirini yiyecek...Aracına bal koyan seyyar balcı olmuş...Aracın yaktığını ne kazandığını diğer arıcılara ne kadar zarar verdiğini düşünmeden cami avlusunda pazar yerinde mahalle arasında tutturabildiği fiata bal satıyor.Birde 4 kağıtçılar var...Bunlarda nerdeyse Ocakda bile arıdan bal kesiyorlar...Nasılmı?Soruyorsun Adama ...Balın nerenin balı....Cevap bilmeyene basit...Burdur çiçeği...Burdurun çiçeği Burdur Şeker Fabrikası.Tabiki Akdenizde arıya devamlı koyu kıvam şeker verirsen arı yediği bu şekeri ocakdada peteğe bal gibi atar...İşte böyle dostlar...Türkiye'de üretici birliklerini devreye sokmak lazım.Ayrıca satılacak ürün için tahlil ve satış sonu ikinci bir tahlil şart...Hernekadar biz arıcılar için bu uygulanıyor gibi gözüksede pek uygulandığı yok...Formaliteler yerine getirilip işler yürütülüyor...Ama üretici birlikleri,hatda üreticinin birbirini denetlemesi bile gerekli...Sözü burada noktalayalım...İlerki zamanlarda bu konudaki ayrıntılara devam ederiz...
Sağlıcakla...Kalın...Gerçek ARICILAR(Sahtelere Dikkat edelim.)

22 Ekim 2009 Perşembe

22 EKİM GÖZLEMLERİ...


Bugün arılıkda kısa bir gezinti yaptım.Arıların artık bal atmadıklarını gözlemledim.Püreenler artık tamam diyorlar.Öyle olunca ballıklardaki peteklerin arıları kovana çırpılarak kovan üstüne örtü bezi konup ballıklr geçici olarak kondu.Artık ballıklara arı ulaşamayacak.Bu işi yaparken Maşallah güzel bir arıdanda 2 çıta sırlanmış bal aldık.Eve getirmeden Allah bereket versin sattık.Birisini dayımıza,diğerinide amcamıza...Benim aile kalabalık...5 dayı,4 teyze,3 amca(Birisi Rahmetli oldu.)4 de hala var...Bunların yaş ortalamı 65 civarı...Yani bizim akrabalar çok...Bunlara bal pazarı olarak sahip çıkabilsem her yıl 500 kg.bal satarım...Diğer dost ve arkadaşlar hariç...Zatende bal üretmede zorlanıyorumda satmada asla öyle bir zorluğum yok...Bazı arkadaşlar balım bitince bizimkileride sat diyorlar...Ama ben satmıyorum...Çünkü:Müşterime ve akrabama vereceğim baldaki olumsuzluk bir yıl sonramı bitirmesin diye...Bitince balım bitti.Şu arkadaşda veya arıcıda var deyip geçiyorum.İşler çoğaldı.Fazla petekler alınacak.Kovanlar plastik ambalaj ile sıkıştırılacak.Kışlık arılık bölgemize nakledilecek...Vel hasıl iş çok...Beni bekliyor...Allah nasip ederse,yarın Cuma namazını bir kılalım gerisini halletmek üzere kolları sıvazlıyorum...Gelelim diğer haberlere....

Püreen Çiçekleri eskisi kadar güzel olmasada açmaya devam ediyorlar.Bu arada bugün bazı kovanları kontrol ederek durumlarına baktım.Harnup(Keçiboynuzu) kokusu geliyordu kovanlardan...Keçiboynuzu açalı bir hafta kadar oldu.Ama arılar keçiboynuzlarına iyi sarılmışlar.Kovan içinden kokuları geldiğine göre...
Çok değerli topraklar...Kiremit kırmızı renkte...O kadar bereketliki.Hani toprak için derlerya"KAN DÜŞSE CAN BİTER"İşte tam o türden topraklar...Ama biz neyapıyoruz..Bu değerli topraklara anlamsızca çam ağacını doldurup aklı sıra ülkeyi yeşil tutacağız.Amacımız ormana karşı olmak değil...Çam yerine akdenize uygun başka ağaçlar dikilse...Üstelik bizim akdenizde basra böceğide yok...İnanın getirilip çoğaltmayı başarabilsem o işide halledeceğim.Ormanlardaki değişik bitkilerden ülke ekonomisine katkı sağlasak...Arı üretsek,bal üretsek...Akdenizde bu topraklarda püreen geçtimi arının yiyeceği hiç bir şey yok çok yazıkki...
Bazı bölgelerde püreenler yeni açsada arı sanki püreene doymuş gibi...Akşam üstü biraz inceleme yaptım...Arıların pek püreene ilgisi kalmadığı kanatine vardım.Bazı kovanları kontrollerimiz sırasında arılardan bal hasatı yapmamıza rağmen yinede 1-2 çıta kadar bal atmışlardı...
Yukardaki ve aşağıdaki resimler çam ağaçları arasına sıkışmış yaşamak için çaba gösteren püreenlere örnektir...Çamlar öyle kapatmışki hava ve güneşe hasret gibiler...

Bu aşağıda ve yukardaki resimlerdede görüldüğü gibi serbest noktalarda olan püreenler sere serpe olabildiğince büyümüş ve gelişmiş.

Yinede bu püreenler arasında arıların bal yaptığını görüyorum.Bir kısmı püreenden...Bir kısmıda keçiboynuzundan...Yakında etrafımda keçiboynuzu olmasada ben görmesemde arılar gidip görüp buluyor...Nektarını alıp kovanlara taşıyorlar...
Yukarda ve aşağıdaki resimlerde Orman içi toprak yolları gösteriyor...Yollar ve yıllar....Nasıl geçtiğive bittiği belli olmayan iki yakın dost gibiler....
Güzel kırmızı topraklı Akdeniz Ormanları...Yüce ALLAH size bol yağış versin.Kuraklıkdan korusun...

20 Ekim 2009 Salı

KALP KRİZİ VE SICAK SU

SEVGİLİ ARICI DOST VE ARKDAŞLARIM,SONBAHAR-KIŞ DÖNEMİNDE ARILARIN YANINDA KENDİMİZ İÇİN GEREKLİ OLAN SAĞLIK BİLGİLERİNİDE ZAMAN ZAMAN SİZİNLE PAYLAŞMA GAYRETİ İÇERİSİNDE OLACAĞIM.EMEKLİ BİR FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENİ OLARAK BUNU KENDİME GÖREV KABUL EDİYORUM...




Kalp Krizi ve Sıcak Su














Kalp Krizi ve Sıcak Su
Bu çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir.
Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler.
Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.
Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size
hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve
yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.
Kısa bir süre sonra tamame
n yağ haline döner ve kansere yol açar.
Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi

- Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da
farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez.. (Daha önce mutlaka
göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.
Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

19 Ekim 2009 Pazartesi

VARROA MÜCADELESİNE DEVAM


Bugün akşama doğru saat 17.00 gibi kovanları ilaçlamaya başladık.Varroa mücadelesini geçen pazartesi başlatmıştık.İlaç olarak perizin kullanıyoruz.Ama perizini su yerine kekik suyu içine ölçekle bırakıyorum.Ölçek olarak şırınga kullanıyorum.Değerli Dost ve Arkadaşım ALİ TÜRK 2,5 litre suya 50 ml perizinin(1 şişe)katılacağını söylemişti.Ben dha önceki denemelerimde hiç kimyasal kullanmadan bu güne kadar ulaşmıştım.Hep kovanlara kimyasallar yerine kekik suyu püskürterek varroa mücadelesini yapmıştım.Gerçekdende başarılı olma oranım %70- li rakamlarla ifade edilebilir.Ama kanatsız arıları görünce sakat insanlar gözümün önüne geliyor ve üzülüyorum.Birde kovadan atılınca karıncanın böceklerin sarı ve eşek arılarının tam yemi oluyorlar.Hiçde kendilerini koruyamıyorlar.Öyle olunca perizini 2,5 litre kekik suyu içine geçen hafta 30 ml koydum.Bugünde aynı miktarla devam ettim.haftaya pazartesi günü kalan 40 ml kadar perizinide 2,5 litre kekik suyuna koyarak yine son defa ilaçlayacağım.Mutlaka yeterli olacaktır.Çünkü;120 kadar kovana pompa ile püskürterek bu ilaç karışımını atıyorum.Çıta sayısına bağlı el alışkanlığı gelişti.7-8-9 çıtalı kovanlara bolca çıtaların araları ve üstü ıslanıncaya kadar sıkıyorum.Çıta sayısına bağlı bu ilaçlamayı yaptım.2,5 litrelik perizinli kekik suyu saat 18.00 gibi tüm kovanlara atılarak ilaçlama tamamlandı.ilaçlama sonucu şişede kalan ilaç miktarı 100 ml kadar dı.Miktarını iyi ayarlamıştım.
Resimdede görüldüğü gibi ballıklı kovanların üstlerindeki petekler eğer arılar bal atmazsa alınacak.Bugün yaptığım gözlemlerde püreğen çiçeklerinin hiçde kötü olmadıklarını izledim.Bazı yerlerde yine çiçeklenme başladı.Geçen hafta yağan yağmur olumlu etki yapmış...Biz püreğen olduğu sürece burada bekliyoruz.Kışlık arılığımızın yerinide hazırlamaya yakında başlayacağım.Çünkü;Bu kış kovanlarımın poyraz ve deniz rüzgarını almamasına dikkat etmeliyim.Gerekirse kovan önlerine plastikden rüzgar kıran bile yapabilirim...

Arılığımızın etrafında önceki kadar püreğen çiçeği kalmadı.Ancak çevresinde bolca vardı.Akşamüstü gelirken artık hava kararmaya yüz tuttuğu için geç kaldığımdan resim işine bakamadım.Yeni resimleri kısmetse çarşamba veya perşembeden yayınlarız.


Görüldüğü gibi 2+ 2 herzaman dört etmiyor.Kovanların etrafındaki püreğen çiçeklerini arılar sanki emerek bitirdiler...Hiç çiçekden eser kalmamış...




Sevinilecek durumda bu kovanın içindeki gibi arılarımızın kışlık stoğunu tamamlamaya çalıştıklarını görüyorum.Ölçüsü ne derseniz Peteklerin bebbeyaz kabartılması...Bu püreğen balını ilk defa aldım ve tatdım.Hiçbir balla asla kıyaslayamam.Kestane balını tatma fırsatım olmadı...En çokda ince olduğundan ıhlamur balını beğenmiştim.Ama püreğen balı damağıma hafif acımsı tadıyla harika bir lezzet bırakıyor...Derde derman türden bir bal olsa gerek...



İşte çiçekleri arılarca emilmiş solmuş rüreenler...Onlarında az gelişen yan ve alt kısımlarında çok tomurcuklar var gibi...Bakalım göreceğiz...Yada gideceğiz...







Artık arılara yer yok...Bu solan püren bahçesinde diyorum...Ya yeni açan püreen çiçeklerini bulacaklar...Yada yaklaşan güzle yatmaya başlayacaklar...




Tek tük açmış,geçmiş bir püren...








Bu resimdede bana diyorki;Aldığın kadarına şükret...Çek git...Yoksa ağzını açıp beklersen ne düşeceği belli olmaz...Kısmet...Bir kaç gün şöyle ay sonuna kadar bu bölgede kalmaya çaba göstereceğiz...Gerisimi?Allala Çok Şükür ve Hamd olsun...ALLAH KERİM...
















18 Ekim 2009 Pazar

12 Ekim 2009 Pazartesi

PÜREENDEN BAL ALDIK

Arıcı dostlarım pazar günü hasad işleriyle uğraştık.Püreenden bal hasadını gerçekleştirdik.Allaha şükür 150 kg'ın üzerinde bir bal aldık.İşimiz aksamadan kolay oldu.Ben yanımda bir ağabey dediğim arkadaşımla petekleri kovanlardan aldım.Aldığım petekleri Transporter Minibüsümün içine yerleştirdim.7-8 Ballık olunca eve götürdüm.Evde Babam,Biraderim ve Eşim petekleri süzdüler.Cumartesi günüde saat 15.00dan sonra 7-8 Ballık dolusu betek almıştım.Sabahleyin onları süzerken arkasını öğleye eve getirdim.Öğlleden sonrada fazla bir işim kalmamıştı.saat 16.00dan sonra gidip kalan arılardan 2 Ballık dolusu petek daha getirdim.Toplam 17 kasa ballıklı petek süzüldü.7 kasası arılara geri verildi.Kalanlar bugün akşamüstü kovanlara verilecek.Hemde arılar Perizinle varroa korumasına alınacak.Perizinle ilaçlayacağız.Bu yıl 2009 da daha hiç kimyasal kullanmadım.Hep kekik suyu kullandım.Yeterli oldu.Ancak güz döneminde varroa yoğunluğu artı.Öyle olunca hemen bugün perizinle ilaçlayacağım.
Bizden haberler böyle.Allaha şükür 150-160 kg balı aldık.20kg mınıda hemen sattık.Gerisi müşteri bekliyor.Balın kalitesi tam ilaçlık.Hafif acı kıvamında dil burkan bir bal.Çiçek balından daha yoğun.Hiç katkı vermeden bu balı aldık.Ayrıca kış yiyecekleride hazır kovanların.Şu günler salıdan itibaren yağışlı gözüküyor.Bir yağmur daha yağarsa 100 kg bal daha alırız.2009 sezonunuda verimli kapatmış oluruz.Hoşça kalın...

09 Ekim 2009 Cuma

PÜREENDE BAL HASADI

Değerli arıcı arkadaşlarım birçok yerde havalar soğudu...Arıların uçuşu azaldı.Kovanlar sıkıştırıldı.Hatda paketlendi desek bile yeri olacak.Biz Antalya'da işte bazen 8-10 yılda bir böyle olur...Ağustos veya Eylülde yağacak bir yağmur biz arıcılara güz bayramı yaptırır.Bu yıl öyle oldu.Eylülün başında yağan yağmur,çam balına gitmeyi planlarken bana plan değiştittirdi.Çünkü;Çam balına gitseydim,baldan yana kazancım olacak,ancak arılarım çok zayıf düşecek ve ilkbaharda sıkıntı yaratarak turunçgil balını kaçırmama sebeb olabilecekti.Gerçi şimdiye kadar narenciyedende aldığım bal 2 teneke...Geçen yıl yani bu mevsim başı mayısda 60 kg kadar bal aldık..
Ama arılar Nisanda güçlü olursa narenciyeden bal almak garanti gibi bir şey...Bu yıl bu düşünceyle çam balına gitmedik...Diğer bir olumsuzluk çam balının fiatının düşüklüğü...İşte bu düşüncelerle püreen dedik.Şimdilik Allaha şükür işler yolunda gitdi.Yarın hasad işine başlayacağız.Akşama kadar tüm kovanlara bakıp balını alabilirsem işte bu harika olur.Ama yinede imkansız gibi birşey...Çünkü;Bu aylardaki yağmacılık düzenli çalışmamızı olumsuz etkileyebilir.Onun için sabahleyin bir oda parfümü almalı ve bal kokusunu azaltacak veya yok edecek her tedbiri uygulamalıyım.Arılar hasad sırasında bal kokusu alamazsa bir sıkıntı yaşamam.Aldığım balı hemen arabamın içine yerleştirmeliyim.Transporter minibüs bu iş için ideal.Balı alır almaz kasalar dolunca hemen minibüse götürüp boşaltmalıyım.İşte planları böyle yaptık.Ardındanda yine hayırlı bir yağmur daha yağarsa püreen kırklar.Yani açmayan taban ve yere yakın yerlerdeki kısmı yağan yağmurla coşar.Meteoroloji sitesi önümüzdeki pazartesi ve salıyı benim bölge için yağışlı diyor.Bir yağmur yağarsa harika olur.O zaman arılar tekrar bir kez daha kovan doldururlar.Bizde kış boyunca rahat ederiz.Tam şubat ayının ortasına kadar tatile çıkarız.Emeklilikde hergün tatil ama,arıların işi başlayınca tatilde bitiyor.Hayırlısı olsun diyerek yazımıza son verirken Sizde bize kolay gelsin bereketli olsun deyin yeter.Hepinize kazançlı sezonlar dilerim.Arıcı Dostlarım.

Arıcı 07-Antalya
Arıcı 07-Toroslarda
Hayati İNAL

07 Ekim 2009 Çarşamba

HAVA SICAKLIĞI İLE İLGİLİ METEOROLOJİK BİLGİLER

       Aşağıdaki sıcaklık kavramı ile ilgili bilgiyi ana arıların sıcaklık ve çiftleşmesi arasında kurduğum ilişki nedeniyle belirtme gereğini duydum.Çünkü:Atmosfer değişik adlardaki farklı tabakalardan meydana gelmektedir.Örnek olarak meteorolojik olaylar atmosferin troposfer adını verdiğimiz tabakasında oluşmaktadır.Isı artış ve düşüşleride buna bağlı olarak artış ve yükselme göstermektedir.Bu durumda ana arıların güz döneminde çiftleşmesine olumsuz etki yapmaktadır.Örnek olarak ;150m yükselince hava sıcaklığı 1 derece düşer.Buna mukabil yükselen havadaki nem miktarının az olması veya düşüş göstermesi bu sıcaklığın düşüşünü 1,5-2 derece civarına indirir.Öyle olunca bu sırada çiftleşme uçuşuna çıkan bir ana arı yükseklerde olduğu varsayılırsa hava sıcaklığı bulunduğu yere göre düşüş gösterecektir.Buda ana arının erkek arı ile olabilecek çiftleşmesine bir engel oluşturabilecektir.




SICAKLIK KAVRAMININ TEKNİK AÇIKLAMASI

Sıcaklık: Bir maddede bulunan ısı miktarının bir ölçüsüdür. Meteorolojide üç türlü sıcaklık ölçeği kullanılır. Celsius ölçeğinde 0°C’de donan su 100°C’de kaynar. Fahrenheit ölçeğinde suyun donma noktası 32°F, kaynama noktası ise 212°F’dir. Mutlak sıcaklık ölçeğinde ise suyun donma noktası 273°K (Kelvin), kaynama noktası 373°K’dir.



Sıcaklığın zamanla değişimi, kaydedici termometre (veya termograf) ile elde edilir. Farklı madenî malzemeden iki çubuk birbirine kaynak yapılır. Sıcaklık yükselince çubuklardan herbiri farklı miktarlarda uzar ve kaynaklı olduklarından eğilmeye zorlanırlar. Bu eğilme miktarı bir kalem ile kâğıt üzerinde işaretlenir.



Meteorolojide, havanın sıcaklığı gölgede ölçülür. Bunun için termometreler güneş ışığından korunur.



Hava ile denizler arasındaki ısı alış-verişi, hava şartlarına ve olaylarına tesir eder. Bu bakımdan deniz sathının sıcaklığı muntazam olarak ölçülür ve gemiler vasıtası ile haber verilir. Karaların sıcaklığı da böyle önemli olduğu hâlde düzenli olarak ölçülmez.



Hava sıcaklığının, yakıt sarfiyatı üzerindeki tesirini kolayca hesaplayabilmek için, o günün sıcaklığının 18°C’den ne kadar düşük olduğu bulunur. Bulunan miktarla yakıt sarfiyatı doğru orantılıdır. Bu bağlantıdan faydalanılarak ısı santrallerinin verimi tahmin edilebilir.



Atmosferin alt tabakası olan troposferde genellikle her 150 metre yükseldikçe havanın sıcaklığı 1°C düşmektedir. Hava kütlelerinin alçalıp yükselmesiyle de sıcaklık değişir. Hava kütleleri yükseliyorsa, basınç azaldığından genişlerler. Alçalıyorlarsa, üzerlerindeki basınç arttığından sıkışırlar. Bu hareketleri esnâsında çevrelerindeki hava kütleleriyle ısı alış-verişi çok az olup, ihmâl edilebilir. Isı alış-verişi olmayan (adyabatik olan) bu hareketlerin neticesinde sıcaklık değişir. Genişleyen havanın sıcaklığı düşer. Sıkışan, hacmi azalan havanın sıcaklığı artar. Yükselerek genişleyen hava kütlesi kuru ise, her 150 metrede 1,5°C soğur. Bu değer ise, troposferde sıcaklığın yüksekliklerde düşmesinden 0,5°C daha fazladır. Demek ki bu hava kütlesi, çevresindeki hava kütlelerinden daha soğuktur. Bu farkın neticesinde hava kütlesi tekrar alçalacaktır. Bu hâlde, atmosfer stabil dengededir denir. Bâzan da, hava şartlarından dolayı bu sıcaklık düşüşleri arasındaki fark tersine olabilir. Yâni yükselen hava kütlesi, etrafındaki hava kütlelerinden daha sıcak olabilirler. O zaman hava kütleleri yükselmeye devam eder. Bu hâlde, atmosferin dengesi anstabil (eski hâlini almaz) demektir.Arıcı 07-Toroslarda
Hayati İNAL-ARICI-07

05 Ekim 2009 Pazartesi

SONBAHAR GİZEMİ...VE YAĞMUR

Hani Emel Sayın bir şarkısında diyorya"Bir deli rüzgar esti.Bizi bizden ayırdı..."Dün akşam bunun tam tersi oldu.Bir akıllı yağmur yağdı.Yorulmaya başlayan pürüenleri canlandırmak için...Gerçekden yağmur...Belki tabiat olaylarının en güzeli...Birde güzel ve sakin yağarsa...TAM BEREKET gibi bir olay...Dün akşam saatlerinde saat 20.00 gibi güzel sulu ve iyi bir yağmur yağdı.Belki 25-30 dakika ancak yağdı ama...Çok şükür yettide artı bile...Birazdan arıların yanına doğru gezmeye giderim.Bu güzelliği onlarla yaşamak için...
Sonbahar...Tüm canlılar için son defa...Uyarı...Kışa sert günlere hazırlanın...Size son nimetlerimi sunuyorum diyen bir tabiatın yüce ALLAH'dan gelen lütfu...Bu lütfu gördüğüm kadarıyla en mükemmel değerlendiren iki canlı var.Birisi Bizim SEVDAMIZ olan ARILAR...Diğeride KARINCALAR...Her iki canlıda öyle güzel hazırlanıyorki.Arılar Bal ve yavru yapma sevdasında...Öylesine polen depoluyorlarki..Yine her kovanda enaz 1 çıta sadece polenli petek var.Güçlü kovanlarda pürüenlerle coşan arılar polenli peteği 2ye 3 e çıkarmışlar.

Allahın lütfu...Öylesine güzelki...Biz insanlar şükretsek hamd etsek İNANIN bu lütuf hiç bitmeyecek.Ancak gelen bu lütufların kıymetini bilmiyoruzki...Öyle olunca bir yıl iyi olsa bile 4-5 yıl kuraklık çekiyoruz...Şu pürüen çiçekleri varya...Ben başka bölgede ardı arkası sürekli gelen 1,5-2 ay boyunca açıp duran başka bir bitki görmedim.Henüz 15-20 günlük devreye yeni geldik.(Aslında tam açma anlamında henüz 1 haftalık oldu.)

Bu arada şunuda yazmadan geçmeyelim.Hani karniyol anası üretiyoruz diye yazmıştım.20 kadar memede tutturmuştuk.Ama ana üretme işine son verdim.Sebebimi?Basit...Daha önce değişik sebeblerle ana değiştiren 7-8 kovan vardı.15-20 gün oldu anaları çıkalı.Bir türlü yumurta atmıyorlar.Ancak 2 tanesi yumurta attı.diğerleri yolcu...Analar çiftleşmemiş...Bence sebebi malum.Bu yorumu kendi düşüncelerime ve gözlemlerime göre yapıyorum.Arılığımızda bol miktarda erkek arı olmasına rağmen ana arılar çiftleşmiyorsa sebebi ısıya bağlı olsa gerek...Çünkü;Erkek arıların olgunlaşması ısıya bağlı.Sonbahar ısısı erkek arıların olgunlaşması ve çiftleşme uçuşuna çıkması için yeterli değil gibi.Nedenmi?Çiftleşme uçuş saatleri sabah 9-10 ve öğleden sonrada 14-15 gibi...Bu saatlerde hava aslında bize göre iyi.Ama şu durumu birçok insan ve arıcı bilmiyor.Ana arı havada çifleşiyor.Havaya doğru yükseldikçe ısı her 33 m de 1 derece düşüyor.Bize göre normal olan ısı 25 derece bile olsa 350 m yükseklikde 15 dereceye düşüyor.Öyle olunca bu ısı derecesi erkek arıyı olumsuz etkiliyor.çiftleşme ya çok az oluyor.veya gerçekleşmiyor.Böyle oluncada çiftleşme uçuşuna çıkan ana arı çiftleşme yapamadan kovana dönüyor.Zaten ana arılar için uygun çiftleşme dönemi 5 ile 25.gün arası...en uygun dönemi 5 ile 10.cu gün aralığı...Bu aralıkda geçtimi ana arı artık sıradan bir arı durumuna düşüyor.Bana göre durum böyle...Yanıldığımıda düşünmüyorum.Elimdeki kaynaklarda böyle bir konuda açıklayıcı bilgi görmedim.Bakdım,inceledim.Ama yok.Kitaplarda son dönemlerde çıkan en güzel kitaplardan...Ben bu yoruma Fen bilgisi öğretmeni olduğum ve hava sıcaklığının atmosfer içindeki dağılımını bildiğimden dolayı vardım.Yanılıyor olabilirim.Ancak hava sıcaklığı Atmosferde 33m yükselince 1 santigrad derece düşer.Fakat bu sıcaklık belli bir mesafeden sonra sabit olup -55 santigrad derecedir.Yorumlarınızı bekler,iyi bir sonbahar dönemi geçirmenizi tüm arıcı arkadaşlara temenni ederim.


Arıcı 07-Antalya
Arıcı 07-Toroslarda
Hayati İNAL

03 Ekim 2009 Cumartesi

ARICI DOSTLAR KOZMİK TAKVİM TAM SİZİN İÇİN



,Başlığı tıklayarak kozmik takvime ulaşın.