06 Aralık 2009 Pazar

BİLMEMEK DEĞİL,ÖĞRENMEMEK ................

Arıcı dost ve arkadaşlarım;
Bilgi paylaşımımız devam edecek.Ancak bilgiler öyle temiz doğru ve berrak olmalıki....Yazarken ifade ederken o kadar bir süzgeçden geçmeliki...Benim yaptığım doğrudan ziyade örnek doğruları yapma ve yayma gayreti taşımalı...Yazılarımız zaman zaman değerli kaynaklar okunarak hazırlanmalı...Çektiğimiz bir resmin altına fikir düşünce ve yorumları ekleyerek,kısaca kişisel düşünceden ziyade bilimsel düşünceyi yansıtmalı...Her bloğu olan bilgi satmaya kalkmamalı...(ARICI =/07 de dahil)Bloğu hangi amaçla kullanacağımız çok önemli...Bu doğrultuda sizlere yazılar hazırlama gayreti içerisine gireceğiz.Bugün size Uğur KIRAN kardeşimin hazırlayıp yayınladığı tabloyu birkerede ben yayınlamak istiyorum.Diyorumki Arıcı Dost ve Arkadaşlarım;Balın yukardaki kimyasal yapısını biliyormuydunuz?Bilmiyorsanız Lütfen öğrenin.Arıcıyız deyipde bunu bilmiyorsak gerçekden ayıp...Öğrenmeliyiz...
Arıcı 07-Antalya
Arıcı 07-Toroslarda
Hayati İNAL
Benim bloğa takılan hıyar gibi birisi her yazıyı eğlenceli olarak işaretliyor.Adam kafayı eğlence ile yemiş galiba.AYRIYIZ adlı yazıyada eğlenceli olarak işaretlemiş.Yorumuda okursa iyi olur.

03 Aralık 2009 Perşembe

AYRIYIZ

Antalya....Masa dağından çekilen bir görüntü...
Bir süre yazı yazamayacağım.Yeni oluşan bir durumdan dolayı bir süre bloğumdan uzak kalacağım.Sevgi ve saygı ile bilgilerinize....

28 Kasım 2009 Cumartesi

Kurban Bayramı Mesajı





Geçmişten günümüze, içerisinde pek çok güzellikleri ve nice hikmetleri barındıran Kurban bayramıyla bir kez daha buluşmanın mutluluk ve heyecanını yaşamaktayız. Yüce Allah’ın ilahî çağrısına icabet edip hac görevini îfâ etmek üzere kutsal topraklarda bulunan hacılarımızla birlikte tüm vatandaşlarımıza ve din kardeşlerimize selam ve hayır dualarımızı gönderiyoruz.
Bayramlar, giderek yitirdiğimiz sevgi, kardeşlik, paylaşma ve dayanışma gibi insani değerlerimizi yeniden kazanmamıza,  toplumda barış ve huzur ortamının yaygınlaşmasına, kulluk bilincimizin canlanmasına vesile olan müstesna zaman dilimleridir. Aynı zamanda bayramlar, gündelik hayatın yoğun koşuşturması içinde yalnızlaşan ve en yakınlarına bile zaman ayırmakta zorlanan günümüz insanının bir nebze olsun durup düşünmesine, kısır çekişmelerden, anlamsız kırgınlıklardan uzaklaşarak çevresindekileri fark etmesine, akrabalık ve komşuluk bağlarını kuvvetlendirmesine imkân sağlayan özel günlerdir. 
Bizlere, Hz. İbrahim ve İsmail’in sadakat ve teslimiyetini hatırlatan Kurban ibadeti, bir yandan kişinin Allah’a yakınlaşmasını simgelerken, diğer yandan toplumda kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma bilincinin gelişmesine, sevgi ve dostluğun yaygınlaşmasına zemin hazırlar. Ayrıca bu ibadeti bizler, kurban edilen hayvanın etinin veya kanının değil, Allah’a olan bağlılığımızın ve sadakatimizin O’nun katına ulaşacağını bilerek yerine getiririz.
Her işimizi iyi ve güzel yapmamızı, tüm yaratılmışlara karşı merhametli olmamızı öğütleyen Yüce dinimiz, kurban kesme konusunda da aynı duyarlılıkla hareket etmemizi tavsiye etmiş, kurban edilecek hayvana eziyet yapılmamasını ve çevre sağlığının korunmasını insani bir ödev olarak bizlere yüklemiştir. Buna göre, kurban edilecek hayvanların kesimi mutlaka ehil kimselerce yapılmalı, kurban atıkları gelişigüzel yerlere bırakılmamalı, temizliğe özen gösterilmeli, bu amaçla hazırlanmış olan mekânlardan ve teknolojik imkânlardan yararlanılmalıdır. Hepimiz bilmeliyiz ki, kurban ibadetinin hikmeti, kesilen kurbanının etini bizlerden daha fazla ihtiyacı olan kimselere ulaştırmakla, sahip olduğumuz nimet ve imkanları onlarla paylaşabilmekle ve neticede aramızdaki kardeşlik bağlarımızı güçlendirmekle gerçekleşir.
Bayramların gerçek bayram olarak yaşanabilmesi için, başta aile büyüklerimiz olmak üzere bütün yakınlarımızı, komşularımızı, akraba ve dostlarımızı, hasta ve kimsesizleri ziyaret etmeliyiz. Bu kaynaşma ve paylaşma gününde, hiç kimseyi bu bayram coşkusunun dışında bırakmamaya özen göstermeliyiz. Çünkü bayram, toplumun bütün kesimleri tarafından paylaşıldığı oranda bayram olma özelliği kazanacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle başta milletimiz olmak üzere, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve bütün İslam âleminin Kurban bayramını tebrik ederken, Allah katında kurbanlarımızın makbul olmasını diler ve bayramın getirdiği kardeşlik, dayanışma ve kaynaşma ruhu ile tüm dünyanın barış, huzur ve esenlik içinde yaşamasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederim.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı

24 Kasım 2009 Salı

ÇÖZEMEDİĞİMİZ VE ÇÖZEMEYECEĞİMİZ... (KUTSAL TOPRAKLARDA ŞEYTANIN TAŞLANDIĞI ŞU GÜNLERE DİKKAT.KENDİNİZİ KORUYUN.ŞEYTAN EN ÇOK MÜBAREK ZAMANLARI SEVER)

                             Bir feryattır gidiyor.Herkes feryatta.Çözümcülerde kapışmış feryat ediyor.Peki ne   olacak böyle...Bir toplumda bazılarınında işleri yolunda değilmidir?Onlar niye feryat eder? İşleri tıkırında ..Feryat edenler uyanmasın,işlerimiz bozulmasın anlayışı varya....Onlarda o anlayışla feryatta...Bizim FERHAT ne yapar? o da aşağıda...
                               Kış geldi.Arılar bakım ister.Kışlık,kışönü biraz destek gerek.Akdeniz kuşağındada 3 ay destek gerek.BAL SATILMAZ.Ya fiatı pahalı,veya biz şeker koymuşuz.Balımız kalitesiz.ALLAHINI SEVERSENİZ ŞU MEMLEKETDE ARIYI GÖRMEDEN BAL ÜRETENLER BALIN KİLOSUNU marketlerde  8-10 tl'ye sattığı sürece sırtımız yerden kalkmaz.Peki bunlara ne yapmalıyız?Ortak tavrımız ne olmalı?Bir tek blogda bunlara değinen yok.3-5 arısı olan kurmuş bir blog,koymuş blog listelerine kendisi gibi dost ve arkadaşlarını magazin haber yapıp yazıyorlar.Arkalarında bir sürüde yıldızlı yorumcu yazıyor,çözüyor.Ne iyi ya.Hiç tepki koyan yok.Bizim Arıcı birlikleri ne alemde.Hiç üyesi olmayan arıcı birliğine sorsanız 250 den az üyesi olanı sanmıyorum.Antalya'da Telefonla bilgi aldım .1000'i geçtiğini ve bu sayının arıcıların yarısı ancak olduğunu söylüyorlar.Bana görede bu sayılar çok abartılı.1000 arıcının 50 şer kovanı olsa 50.000 kovan arı.10 kg bal alsak eder  500.000 kg.Tek kelime ile saçma.Nerde bu bal...Henüz Antalya'da bal pazarı yok.Pazar oluşturamadık.Aslında üretilen ürünün pazarı olur.Tüccarda gelir bu pazarda ihale ile balı alır.Dünyanın bir çok ülkesi bu işi böyle yapıyor.Her üründe.Bizde yok.Çünkü;Bozan kendimiziz.(((Çevremdeki çiftçiler,baharla patates,fasulye ve değişik sebze üretir.Hale gönderir,çoğu kezde tüccarı buldumu evinde satar.Aramaz 3ü 5i...Çünkü;Günlük kazancına bakar...Ülke KDV kaybetmiş,vergi kaçakçılığı oluşmuş umurundamı...O vatandaşlık duygusu ve sorumluluğu,benliği gelişmemişki...Kime sorsak sonyıllarda tepkili olduğumuz Amerikanın en büyük özelliği vatandaşlık sorumluluğunun gelişmesi.Tabiki herkesinde yapması gerekenler var.Başta kanun koyucularının.adaletli ve toplanabilir vergi sistemi.Koca ülkeyi yüklemişiz,petrole,Otomobile,Gsm hatlarına  ... peşin vergiye...Vatandaşın tıslamaya hali kalmamış...)))
                                  Arıcılar birliğin üye olan arıcılar üye olurken arı sayılarını belgelemeli...Bu sabit olamaz ama %60-70 yakın olur.Bilhassa içimize kaydolanların bir kısmıda  Ruhsatlı tabanca alabilmek için bu birliğe kaydolmuş.Yarın bu tür birisi toplumsal olaya karışsa,silah ihtiyacı olan arıcıyada kanun değişikliğine gidilerek silah ruhsatı verilmez.Haklarımızı hakedenlerle paylaşalım.Yapmayanlarla değil.Dostlar sorunlar büyük...Dağıtmadan kısaca bağlı olduğumuz birliğimize iyi destek vermeliyiz.Birliklerde tüm arıcılarının ballarını satmalı,adam kayırılmamalı.Çok duyuyorum.Bir çok birlik yöneticisi böyle bir uygulamadan uzak.Çözüm;Biz arıcılar ürettiğimiz balın kalitelisini üretmeli ve ortak birlikler kanalıyla ihale usulü satmalıyız.Her arıcı bir tüccar bulup bal satmaya kaltımı aramızda rekabet oluşur biz arıcılar kaybederiz.Bugün olduğu gibi.Balımızı birliklerimiz kanalıyla satalım.Ülkemizde kdv ve vergi kaçağı oluşmasın.Böylece ülkemizede devletimizede sahip çıkmış oluruz.
                                  Ülkemizin yetiştirdiği ve kendisini yetiştiren değerli arıcılarımızda var.Onların bir kısmıyla bu bloglar sayesinde tanıştık.Arıcılığımız için çaba gösteren emek sarfeden tüm arıcı ve arıcı birliklerine teşekkür ederim.Emek veren bilgi sarfeden yardımcı olandan ALLAH razı olsun.Biz arıcılar kendimize çeki düzen verelim.İyi teşkilatlanalım.Bal pazarlarını oluşturalım.Ballarımız ihale ile satılsın.Bizde kazanalım.Ülkemizde
                                     Yazmak istediğim çok şey var.Ancak Bayramdan sonra konular halinde yazacağım.Benim blog magazin sayfası olmayacak.Sorunlarımızı paylaşacağım.
                                      Bazı bloglardada yanlış yazı yazan blog sahiplerine yorumlarla yanlışı yazılıyor.Adam işin kolayını biliyorya yorumu red ediyor.Dikkate almıyor.Halbuki yorumu yayınlasa ve altınada hatasını kabul edip bir teşekkür yazısı koysa büyüyecek.O küçük ve ufak adam olmayı tercih ediyor.
                                       Şu kutsal ve mübarek günler...Şeytanın insana musallat olduğu günler...Kutsal topraklarda taşlanıyor,sıkıştırılıyor,nefesini alabilen şeytan çevre müslüman ülkelere dağılıyor.Şu günler ya sabır diyoruz.Hoşgörüyü elden bırakmıyoruz.Küçük büyük herkese saygı ve sevgiyi ihmal etmiyoruz.Yaptığımız ve yapacağımnız hayırları gizli veriyoruz.Size bir örnek vereyim.Komşunuz çok fakir.Ona bir kurbanlık hediye etmek istiyorsunuz.Ama incinmesin diyerek nasıl kabul ettireyim diye düşünüyorsunuz.Aslında çok kolay.Çünkü;İbadetin ve yapılan yardım ve hayırların gizlisi makbuldür.Hayır gören bu hayrın altında ezilmesin diye...Şöyle olmalı; Ona bir tanıdığınızın yardım yapacak birisini aradığını ve kendisi kanalıyla bu yardımı ulaştırmasını istediğini söylüyoruz.Yani komşumuzdan gerçeği gizliyoruz.O bu yardım altında ezilmesin diye...Kolayca yardımı kabul edecektir.Sizede Allah razı olsun diyecektir.İşte böyle...Yazımızı burada noktalarken;
                                   Şimdiden TÜM ARICILARIMIZIN BAYRAMI  mübarek olsun.Kalın sağlıcakla.Bayramdan sonra yazmak dileğiyle.Hayırlı,sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum.

  

19 Kasım 2009 Perşembe

SÜKUT ALTIN-(Yazı sonuna makale eklenerek yenilenmiştir.)

                   Ana arılarla ilgili bir makale kaleme aldık.Bir tartışma ortamı açarak arıcılar arasında menfatimizi koruma açısından,yanlışlarımızdan dönelim istedik...Sanki yanlışı biz arıcılar yapıyoruzya...Bizi elimizde olmadan yanlışa yönlendirenler yok değilmi?
                  Aslında çok şey var...Ama anladım ki bu iş büyük bir pazar,Hani ben yabani bir kaz olsam,avcının  önünde dönüp dönüp uçsam...Zaten yaptığımızda bu...
                  Arıcılar;bir kere profosyonelleşmeli...Amatör sevgi sevda ile arıcılık yapılmaz...Çünkü;Arıcılık zor zanaat,masraflı iş...İşi bilmezsek iflas yakın.Hele birde geleceğini harcamış bir dünyada yaşıyorsak;Ümitle krizler geçecek diye bekliyorsak,birde 27 kg balın tenekesine  100 Tl ye müşteri bulamuyorsak,çok şey yazmak yerine akıllı olmak en iyisi..Arıcı mutlaka bilgili olacak...Kendisinden iyi bilenden faydalanacak...Herşeyden önemlisi, kovanların en iyi gelişen ve bal yapanlarını dikkatlice takip edip,inceleyerek,o arılardan ana üretecek...Çare yok...Ana arı mutlaka üretilecek...Balın kilosu ortada. Ana arı 20 tl'den başlıyor..........Sonumu suni dölleme olunca 300-500 gibi uçuk rakamlar bile telaffuz edenleri duyuyorum.Zatende gerçek sorun kaliteli ana bulamamada.Ana üreten çoğu arı ve işletmeler  saf ana bulundurmak zorunda...Nereden sağlıyacaklar? Ya Devletden yada ithal...Türkiye'de sadece Kafkas ana arısı saf olarak bulunuyor.Onun işletmeleri var.(.Diğerlerinin olup olmadığı hakkında bilgi sahibi değilim.)Öyle olunca ana arı üretim iznine bağlı çoğu işletme kafkas arı üretiyor.Anadolu arısı kayboluyor.Gezginci arıcılık yapan işletmelerde hepimiz melezleşmeyi hızlandırıyoruz.Birde en eski yöntem olan deneme yanılmayı tercih ediyorsak işimiz harap...
                Biz arıcılar zaman zaman ana arıda satın almalıyız.Ama bölgelerde kaliteli üretim yapan işletmeler bölgeye uygun ana üretse bu sorun kalmayacak.Onlarda kolayı çözüm seçmişler.Ülkemizde sadece kafkas arısıyla ilgili detaylı çalışma yapılıyor.    http://www.ardahanaricilik.gov.tr/defaults.asp?id=67          Bu linki tıklayıp incelerseniz  kafkasla ilgili herbilgiye ulaşabilirsiniz.
                  Yalnız şu sorunu göz ardı edemeyiz.Ülkemizin;Akdeniz,Ege,Marmara,Batı veOrta Karadeniz ile Güney Doğu Anadolu bölgelerinin çoğu yeri ılıman iklim kuşağında.Ilıman iklim kuşağında arılar salkıma yatmıyor.Neredeyse 12 ay uçuşda...O zaman nasıl ana kullanmalı...12 ayın çoğunda yumurta atan ana kullanmak mecburiyetindeyim.Çünkü;Kafkas genel olarak sezon bitimiyle yumurtayı azaltıyor.Sonbahar girişinde bir kafkas anası 500 bile yumurta atmıyor...Kışa ERKEN GİRİYOR.Arıda yıl boyu uçuş ve çalışmadaysa kışa gelmeden kovanlar 3-5 çıtaya düşüyor.Ayrıca Anadolu nektarca çok zengin.Arılardan neredeyse 6-7 ay bal almak mümkün.Muğla'da,Fethiye'de,Marmaris'de Aydın civarında kasım sonuna kadar çam balı hasadı devam ediyor.Zayıflayan kovanla nasıl arıya bal ürettireceğiz.Muğla arısı küçük yapısı çok üreme ve hızlı gelişme yanında 12 ay yumurta atma özelliği ile çama uygun...Ama ana arısını kendiniz üretmeye mecbursunuz.Muğla anası üreten kuruluş varmı?Ülkemizin en önemli bal kaynağı burası Balın %50-60 ınıda buradan üretiyoruz.Çoğu arıcı çamda arıya yumurta attırmaya çözümü bulmuş...Tek çare...Arınız çam balındaysa kendinide nüfus olarak koruması gerekiyorsa,keki yaz sonunda kovana ekleyeceksiniz...Kek petek üstüne konunca yavru atmaya devam...
                   İşin özü;Arıcıya en büyük destek teşvik desteği değil.Nasıl kafkas arısı üretim ve gen merkezi kurulmuşsa,ülkemize uygun başka bir ana üretim gen merkezi kurulmak zorunda.Kurulmazsa ne olur?Bir şey olmaz.Kolaycılar kafkas arı üretim ve gen merkezinden damızlık ana arıyı kolayca alırlar.Heryerde kafkas ana arısı üretilir.Çünkü;Saf başka ana üretilmediği için ve ithalatda pahalı olduğu için ana arı üreten işletmeler bunu üretme mecburiyetinde kalırlar.Ben ne yaparım.Kendime,bölgeme uygun ana arıyı bulup onu üretirim.Onu kullanırım.Ana arıyı kolayca üreten arıcılar sorun yaşamazlar.Sorunu yaşayacaklar,bu işi becereyemeyenler olacaktır.
                  Sonuç olarak;Değerine bal satamayıp 15 kg bal fiatına ana arı alamazsınız.O zaman işe hile karışır.Zatende karışıyor.Yoksa balın tenekesi 100 tl,Ana arı da 100 tl. olamaz. Arıcı kaliteli ana arıyı almalıda,elinde kaliteli arıdan anada üretmelide,kışı iyi çıkaran baharı iyi değerlendiren yeterli bal veren kovanlarınızı işaretleyin.Eğer melez değilse atadan gelme anadoluya ait arılardan bulabilirseniz zaten sorunda yaşamazsınız.Kafkas kadar bal yaptıramazsınız ama baharda da kovana 10 kg toz şeker vermek zorundada kalmazsınız.
         Bilirsiniz,''Deveye sormuşlar; Boynun neden eğri'' diye ...Cevabıda bilirsiniz basit''Nerem doğru ki'' demiş.Bizim Türkiyede Arıcılıkda, Arıcılarda böyle...''Adamın karnı doysunda sucuk do....etinden olsun '' anlayışı maalesef üzülerek yazıyorumki  gelişiyor.İlerki günlerde Arıcı birlikleri ve üyeleri ile ilgili bir yazı kaleme alacağım.Kimler üye,arıcı olmayanlar bu birliklerde ne iş yapar?Silah alabilmek tutkularını giderebilmek için arıcıyım diyenler...Hobi halinde arıcılık yapıpda bloklarda palavra kesenler...Bloklarda hiç arıcılık katkısı yapmayıpda dost ve arkadaşlarının adlarını ekleyerek onları kayıranlar...Velhasıl bu ülkede deve olmayan kaldımı ki...Sağlık Bakanımız H1N1 ile ilgili açıklama yapıyor,Başbakanımızda başka bir şey söylüyor...Basında tiraj,reklam ve para kazanma amacıyla bu haberi körüklüyor...Dünyada ve Türkiyede bu mevsimsel hastalıklardan ölenlerin çoğu zaten her zaman olmakda...Ama birileri bunu ticari kazanca dönüştürerek kullanıyor.Niye Amerikada,Avrupada ve Türkiye'de borsalarda ilaç firmaları tavan yapıyor..?Cevaplamak isteyen var mı?
                   Hülasa,hayat karmaşık bir olaylar zinciri gibi akıp gidiyor...Sözün özü  hepimize kolay gelsin.Dirlik,birlik ve ülkemizin bereketi bol olsun.
Not:Yeni size etki edecek ve ses getirecek yazımız yakında...

16 Kasım 2009 Pazartesi

ANA ARI CİNSLERİ VE AKDENİZE TEPKİMESİ...(BU YAZIYI OKUYUP LÜTFEN YORUM YAZIN.YORUMLARA GÖRE SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ YAPMAK İSTİYORUM.)

                       Bu yazıyı mutlaka dikkatlice okuyun.Sizde ana arılarınızla ilgili yorum yazın.Kullandığınız anaarılarda aldığınız verimliliği veya verimsizliği belirtin....Sonuç ve değerlendirme bu yorumlarda dikkate alınarak yapılacaktır.Çünkü;Türkiye'de kafkas ana ve arısı iyi korumada ve reklamla revaçda...Bunu hakediyormu?YORUM Yazınız ve değerlendirelim...


                      10 - 11 yıllık profosyonel arıcılık deneyimim beni zaman zaman düşündürüyor.Şimdiye kadar daha doğrusu bu yıla kadar ana arıların genç olması gerektiği üzerinde durup,yıllık değiştirmenin faydaları üzerinde dururduk.Bilhassa 3 yıldır yakından izlediğim bloklarda sonbahar gelince bir feryad bir ana arı ihtiyacı isteği fırlıyor; bu feryat ve isteğin akıl ve mantıkla ilgisinin olmadığını üzülerek görüyorum.
                      ASLINDA BU YAZIYI İLERLEYEN GÜNLERDE ÇOK DETAYLI YAZMAK İSTİYORUM.Hemde örneklerle...Ama biraz ses gelsin istiyorum,bloklarda tepkiler doğsun...Arıcılığın temeli olan Ana arı ve kalitesine ne kadar değer verildiğini,devletin Ana arı üreten işletmeleri nasıl denetlediğini,Arıcıların sonbaharda neden ana arı aradıklarını....Detaylarıyla cevaplamak için...
                      Kafkas Ana arısı....Ben Akdenizde kafkasın fiyaskosunu görüyorum.Bana diyeceklerki''Akdenizde kafkas olmaz,o iklime ayak uydurmaz,v.s...bir çok söz...Arıcı dostlar,Ben Akdenizde yazları rakım 1400m civarı olan bir yaylaya gidiyorum arılarımla....Eylülün 15 inde iniyorum sahile.Kovanlar çoğu çift katlı iniyoruz.(Kafkas Ana arılı,melez  kovanlar...)Sayısı bunların 35 civarında.75 tanede İtalyan melezi ana arılı kovanlarım var.Dikkat edin.Hava sıcaklığı gündüz 25 gecede 12-13 hala.Arılarda yeterince yumurta var.Ama kafkaslar yumurtayı keseli 1 ay oldu.En güçlü kafkas arım 5 çıtaya kadar indi.Çoğuda 3 çıta civarı...3-4 tanede söndü.Diyeceğim  Şu;Kafkas sonbaharda yumurtayı ani kesip kovanın zayıflamasını sağlıyor.Bu benim 3-4 yıllık gözlemim.İlkbahardada nisanda birden fırlıyor.Takviye destek alırsa.
                      Elimizde Kıbrıs arısı denilen biraz vahşi gri çizgili yerli arılarımız var. 4-5 kovan kadar...12 ay yumurtadalar...Kovanda 9 çıta hala dolu...Bu arının bal verimi düşük.Yavru isteği yüksek.Izgara koyulursa temmuzda bile kuluçkalıkda yumurta atacak yer kalmadımı oğula yöneliyor...Bu arının problemide bu.
                      Muğla cinsi arılarımızda var tabiki...Genelde üreme ve çoğalma isteği iyi...Ama sadece çam balında karşılığını verebilen bir ırk...
                      Karniyol....Elimizde şu an 2 tane var.Ali TÜRK Arkadaşımızdan Allah razı olsun o gönderdi.Ramazan Bayramının önünde arılığımıza katıldılar.3 er çıta iki arıya verdik.Şu an 6 şar çıtalık arı halindelerHalada iyi yumurta atıyorlar.
                      Bizim analı arılarda pozisyon böyle.Kafkaslar Türkiyenin arısı olarak lanse edilselerde,ancak adı verilen bölgenin arısı bence...Akdenizde,içanadoluda kafkas arıdan memnun arıcı pek görmedim.Yapılacak operasyon belli...Bizim arılık için...21 martdan sonra arılıkda kafkas ana kalmayacak.Tabiki ömrümüz olup da nasip olursa,...
                      Eylülde ana arı arayan arıcılar;Eylül ana arı aranacak ay değil...Arıcı ihtiyacı olan ana arıyı mayıs ayında almalı veya üretmeli...Çünkü;En kaliteli ana arılar mayıs ve haziranda yetişiyor.
                       Bu yazının devamını daha sonra tekrar yazacağız.Gözlemleride ekleyerek...
                                                             .../....

13 Kasım 2009 Cuma

MAGAZİN HABERLER

Takriben 3 hafta kadar süren kapalı bulutlu ve zaman zaman yağışlı hava şimdilik parçalı bulutlu türe geçiş yaptı.Gerçekden son 20 yıldır bu kadar bereketli ve yağışlı bir sonbahara hasret kalmıştık.Bilhassa kurak ve soğuk sonbahar ve kış arılarımıza ve bize zor geliyordu.Ekonomik anlamda her arı kovanına kışdan çıkıncaya kadar ortalama 10 kg şeker vermek zorunda kalıyordum.
Bu yıl sonbaharın yağışlı geçişi ve püreenlerin nektar vermesi sonucu hem bal aldık,para kazandık,hemde arılarımız ile kafamız rahat biçimde kışa giriyorum.Arılara ne zaman takviye vermeye başlarız bilemiyorum.Bildiğim olay ocak ayından itibaren sıkı kontrollerle ihtiyaç duyana takviye verebiliriz.Ama ocakda takviye gerekmezse şubatla birlikte hem kek hemde iyi kıvamlı invertle bahar desteğine geçeriz.

Bu yıl arılığın konumunu farklı düzenledim.3,5 sıra diyebilirim.arıları konumlarken 4 sıra falan düşünüyordum.Ama resimde görülen konumun önüne bir sıra daha koymam gerekiyordu.Geceleyin taşımak zor diye 3 sıraya aldırmak istedim.Arılarda sığmadı.4.sırayada 9 arı koymak zorunda kaldım.



En ön sıranın yandan görünüşü.Sağ tarafda 2,5 sıra daha arımız var.




Güneşe doğru resim çekmeye çalışırsan sonuç böyle olur.Önceleri bu tür pozlar yanardı...Dijital resmin avantajıda bu yanan yok...



Yan tarafada bir arkadaşımın 15 arısını koyduk...Nede olsa bu yıl artık yalnız değilim artık..Yarın sabahdan Okula gidiyorum...Veli toplantısı var.7.sınıfda okuyan bir kızım var.Geçen yıldan beri bir yıldır Okul Aile Birliği Başkanlığınıda yapıyorum...Bu yıl bakalım ne olur.Buldular emekli bir adam...Yıllarca Müdürlüğünü ve öğretmenliğini yaptığım okulun birde Okul Aile Birliği Başkanlığını yapalım bakalım.Herhalde kızım mezun oluncaya kadarda bu işi yürütürüz.Okula hizmet ibadet gibidir.İnşallah faydalı olurum...Öğleden itibarende Arılığa giderim.Nede olsa 4-5 gündür özledim...




11 Kasım 2009 Çarşamba

ANTALYA


Arılığım...

Değerli arıcı dost ve arkadaşlarım;

Bu hafta havalar bana göre harika...TV spikerlerine göre kötü ve yağışlı hava...Toprağa bereket yağmaya devam ediyor.Sanıyorum bir Antalya'lı olarak bu havaları yaşamayalı ve görmeyeli uzun yıllar olmuştu...Sonbahar yağmurları bizi memnun etti...Bloğa ilk başladığım yıllardı...Kuraklıkdan ettiğim feryadı beni takip eden ve okuyan arkadaşlarım bilirler...Çok şükür Elhamdülillah şimdilik yağan sonbahar yağmurları toprağa ve Antalya'ya bereketi getirdi.Bu yıl Antalya'da sadece yayla ve oturduğum Düzlerçamı arasında 500 kg bal aldım.Hiç nektarda takip etmedim,yalnız olduğumdan dolayıda gitme şansım olmadı...O halde çok şükür...
           İki üç gün arılığa gitme şansımız yok...Yağmur ve çamur ile gitme ihtiyacıda yok gibi...Kışlık yerine arılığımızı yerleştirdik.Daraltma işini yaptık.Kovan ağzını daralttık.Daraltmasakda arılar kendiside daraltıyor.Kapak altına ısı kaybını önlemesi için ambalaj plastiği yerleştirdik.(Hava kabarcıklı) %90'nında bal ve gıda sorunuda yok...O halde birazcık dinlensinler yağmurla...Bizde Antalya Resimleri ile sizi Antalya'yı gezdirerek tanıtalım...






Üstdeki iki resimde Antalya'lıların üç giriş kapısı olmasından dolayı ÜÇ KAPILAR adını verdiği Tarihi Antalyanın giriş kapısı...Bu kapıdan dolayı bu semd ÜÇ KAPILAR olarak bilinir.Bu kapılar ve etrafındaki kale ile surları Kral HADRİANUS tarafından yaptırılmıştır.Bugün KALE İÇİ olarak adlandırılan tarihdeki eski ANTALYA'nın giriş kapıları bu kapılardır.



Tarihi Antalya'nın bugünkü turistik yat limanı...Küçük bir koy olduğundan dolayı yüzyıllarca ANTALYA'ya liman olarak hizmet vermiştir.70'li yıllarda bugünkü limanın hizmete girmesiyle YAT Limanı olarak görev almıştır.Buradan kalkan küçük teknelerle günlük olarak Antalyanın doğusunda Gazipaşa'ya kadar,Batısında'da Kaş Kalkan ile tarihi Kekova'ya günlük geziler düzenlenmektedir.Ayrıca kale içi semti 1.Derece tarihi sit alanı olup,buradaki evler Kültür ve Turizm Bakanlığının kontrol ve koruma alanındadır.Bu evler aslının aynı olması şartı ile izin ve kontrol altında aslı gibi restore edilip pansiyon olarak kullanılmaktadır.


Tarihi HIDIRLIK Kulesi...Antalyanın ilk ve Tarihi parkı olan Karaoğlan parkının kuzey tarafında deniz kıyısında yer alır.

Yat limanından Konyaaltı plajlarına kadar uzanan Antalya Şehri...Resmi tıklayarak büyütülseniz binaların bittiği yerde başlayan ve Konyaaltına kadar uzanan ATATÜRK parkınıda görmeniz mümkündür.




Karaoğlan parkından Akdenize doğru bakış...




Karaoğlan Parkından HIDIRLIK kulesi ile yat limanına doğru bakış...





Karaoğlan Parkı....Bu Park Antalya'nın ilk parkı olup,Deniz kıyısında ve denizden 30 m kadar yükseklikde olmasından dolayı ülkemizin gözde ve güzel parklarından biri olup,Büyükşehir Belediyesinin bakım ve kontrolü altındadır.






















Arıcı 07-Antalya
Arıcı 07-Toroslarda
Hayati İNAL

08 Kasım 2009 Pazar

ARILIĞI TAŞIDIK

Arılığı artık kışlık mekanımıza taşıdık.Buralar bizim mekanımız.Bu manzaralar sonbahar ve kış ile bahar ayları göreceğimiz yerlerin resimleri...
Bu kiriş çiçeğinin açmasına en az 90 gün var....Aslında ölmeyene çok zaman değil...Bahara biz Antalyada 90 gün uzaktayız.Kışa ise 20 günlük mesafemiz kaldı...

Antalya...Kimilerine göre hayallerindeki şehir...Kimilerinede hayal edilmeyen...Bana göre 7 ayı harika yaşabileceğiniz bir yer.Kalan 5 ayın 1,5 ayı 10 aralık ile ocak sonu...geri kalanı 1 Haziran ile 15 eylül arası....Nedenmi? Kışları nemden dolayı hissedilir soğuk hava sıcaklığı 7-8 gibi görünsede -10 gibi...yazlarıda hava sıcaklığı gölgede 35 olsada yine nemden dolayı 43-45 gibi hissedilir olması bizi hayli zorlar...Diğer zamanlarmı yaşayabildiğince güzel...Arılar içinde aynı sayılır... sadece bir farkla...Kışları arılar gayet rahat...sadece yazları korumaya muhtaç...Bizde yazları yayladayız...Bu yaz ise başka yaylalar arayacağız...Bizim yaylanın bal verimi çok düşük...Rakım yüksek geliyor...Bu bakımdan çok kalmamalı...Biz ise çok kalıyoruz.Bu yıl sadece kısmet olursa ürettiğimiz arıları yaylaya götüreceğiz.Bal amaçlı arılara kışdan yer ayarlamalıyız.Arı sayımız gayet iyi oldu.Kış kaybımız olmazsa balda kullanacağımız arı sayısı en az 80 civarı olur.20 civarı arıyıda sadece arı üretme amacıyla kullanmayı düşünüyorum.Bu yıl 60 kadar tek çıtadan arı üretme çabamız oldu.Bunlarda başarılıyız.Artık tek çıtadan üretme işini bırakıyorum.Bu yıl 2 çıtadan arı üretme amacıyla çalışacağım.Bal üretme ve satma işinde biz arıcılar olarak birbirimize oldukça zarar veriyoruz.Bal fiatları parekende piyasada çok komik. 8-13 aralığında.Öyle olunca ben 25 deyince vatandaş farkı anlamıyor.25 lik balımız %100 doğal ve katkısız.150 kg civarı püreen balımız var.Kısmetse satarız.Gerisi hayırlısı...
Bugün şu anda hava gürlüyor.Dışarıda hafifden bir yağmur bereketi toprağa ikram etmekte...Bizdende tek kelime Allaha ŞÜKÜR elhamdülillah...


04 Kasım 2009 Çarşamba

HAVA DURUMU VE ARILAR....

                     Meteorolojinin Antalya için verdiği haber tüm dikkatlerin Türkiye'de Antalya'ya dönmesine sebeb oldu...Birçok dost ve arkadaş gün boyu haber sordu durdu...Şuan 4 Kasım Çarşamba 18.00 itibarıyla herşey normal gibi.Gün boyu hava çiledi durdu.Güçlü bir yağış akımı görülmedi.Gece olursa ona birşey diyemem..Öğleden sonra yarım saatliğinede olsa güneş kendini gösterdi.Akşamüstü hava gayet sakindi.Ne rüzgar ne fırtına nede güçlü ve tehlikeli bir yağış görülmedi.Ama Serik ve Alanya' da durum nasıl bilmiyorum...Telefonla bir arkadaşıma ulaşmaya çalıştım,ulaşamadım...Yazı bitinceye kadar ulaşmaya çalışacağım.ŞUAN itibarıyla meteoroloji metrekareye yüksek miktarda yağış tahmininde yanılmış görünüyor.Birazda arılardan bahsedelim.
                       Arılar için en zor ve tehlikeli dönemin içindeyiz.Çünkü;Sonbaharın sonu  günboyu değişken ısı ve hava durumlarına gebedir.Öğle civarı hava ısınır ve harika bir konuma ulaşır.Bunun etkisiyle arılar uçuşa çıkar.İkindiye doğruda 7-8 derecelik düşüşler görülebilir.Arılar dışardaysa üşüyüp kısmi felç geçirip kovana gelemeyebilirler...Bu bakımdan sonbahar havası bilhassa karasal iklimin yaşandığı yerlerde arılar için risk ve olumsuzlukları taşır.Akdeniz ise fazla bir olumsuzluğu taşımaz.Hava yağışlıysa arı kovandadır.Zaten iklimi en iyi bilen canlılar içinde arıları ilk sıraya yazmak gerek..".4-5 yıl önceydi..Arılar Ispartadaydı.Çok bulutlu(Fingus türü bulut.) bir gündeydik.Ama havada sıcaktı.Bazen hava açıyor tekrar kapanıyordu.Yanımdaki tecrübeli bir arıcı arkadaşım bugün fırtına ve şiddetli yağış var dedi...Bende güldüm.Dediki arılar söylüyor dedi.Bende sen Türkçeyi zor konuşuyorsun,arı dilini anlayıp tercümanmı oldun dedim.O zaman bana dediki kalk sana ispatlayayım dedi...Kovana giren ve çıkan arı sayıları kıyaslayalım diyerek;Güçlü bir kovan seçtik.Başladık gözleme...Öncesi ben işin şakasındaydım.Gözlem sırasında gerçeği yakaladım.Gerçekden dışarıdaki işçi arılar giriş yapıyor ama çıkan arı sayısı yok denecek kadar azdı...Arkadaşım üstlüğünü çıkardı..Artık arı kovana döndü,kovanları rahatsız etmeyelim diyerek bir ağaç altına çekildik.Oturup uzanıp istirahat edelim derken 10 dakikaya kalmadan müthiş bir yağmur başladı...Bizde hemen aracımızın içine koştuk.takriben 45 dakika kadar oturduk.iyi bir yağmur düşmüştü.Yaz günü yağmurunun ardından güzel bir ikindi güneşiyle hava açtı.Bizim arılıkdaki arıların sanki hepsi kovan terkediyor gibi dışardalar...Bizim arıcı arkadaş üstlüğünü giyerek kovanların içinde şöyle bir gezdi geldi...Dediki yağmur geçti.Öyle deyince bende üstlüğümü giyerek arıların içinde dolaşmaya başladım.Geçmişgün nekadar zaman geçti bilemiyorum ama bir süre sonra tek tek polenli arıların gelmeye başladığı görüldü..".İşte böyle..Arılar iklimi en iyi bilen canlılardan birisi...
                    Artık arılarımızı kışlık yerlerine taşıyacağım.Yarın akşam hava iyi olursa bu işi yapmayı düşünüyorum.Bir kısmını akşam yarısınıda sabah erkenden taşıyacağım.Artık orman içi yağışla rutubetli hale geldi.Güneşide az görüyor.Onun için nakil işini halletmeliyim.Arılar bulunduğu yerden 6-7 km başka bir mevkiye taşınacak.Sıkıştırma işini tamamladık.Artık gerisi Yüce Allaha kaldı.Yağmurda iyi yağdı.Kış bitkileri yakında kendini göstermeye başlar...Bu ifadelerle yazıyı noktalarken herşeyin gönlünüzce olması dilek ve temennilerimle...

01 Kasım 2009 Pazar

KOVANLARI DARALTARAK SIKIŞTIRMA







Çokdan beridir kovanları strosfor ile daraltıp sıkıştırmak
amacındaydık.Ancak strosforu arı parçaladığı için dışına naylon torba giydirmek gerekiyordu.Çünkü;Geçmiş yıllarda yaptığım bu tür strosfor sıkıştırma aparatlarını şubat mart aylarında arı parçalamıştı.Parçalayınca kovan içinde anormal bir kirlenmede oluşturmuştu.Bu olumsuzluğu önlemek için bu yıl ölçülere uygun kestiğim strosforlara göre naylon torba aldım.Naylon torbanın içine koyduğum strosfor köpüğünün kenarlarındaki boşluğu zımba teli ile aldırdım.







Gayet sıkıca bir şekilde zımba teli ile sıkıştırıp zımbaladım.Çünkü;Bu aparat yıllarca kullanılmalıydı.

Yukarda resimde görülen dört çıta arının son çıtasının sağına bu strosfordan oluşturduğum aparatı sıkıca aşağıdaki resimdede görüldüğü gibi yerleştirdim.
Resimdede görüldüğü gibi aparat son çıtanın sağına tam yanaştırılarak yerleştirildi.
Yukardaki iki resimdede görüldüğü gibi örtü bezi güzelce çıtaların üstü kapatılarak kovan içindeki sıkıştırma aparatı üzerine boşluk bırakılmayacak şekilde örtüldü.
Kovanın üstünede önceden yıkanarak temizlenmiş olan kömür ve değişik çuvallardan hazırladığım örtü bezini kapatarak

Kovan kapağını örtüm.Böylece arılarımız sıkıştırılıp kışa hazırlanmış oldu.Ancak yapacağım bir iş daha kaldı.Hava kabarcıklı ambalaj naylonu da almıştım 35 m kadar.Daralttığım kovanların örtü bezi altına,bu ambalaj naylonundan koyarak zımba ile montajlayacağım.Bu ambalaj plastiğini bugün hazırlayamadım.Yetiştiremedim.Kovanların 80 tanesini
sıkıştırabildik.Daha sıkıştırma aparatıda hazırlamam gerek.Çünkü geride sıkıştırılması gereken 40 kadar kovanımız daha kaldı.Onlarıda tamamladıkmı arıları kışlık yerlerine nakledeceğim.Sanırım hava uygun olursa 3-4 gün içinde bu işleri bitiririm.Sizlere tekrar yazabilmek dileğiyle hoşça kalın.



29 Ekim 2009 Perşembe

1 AY SONRA FORMİKLEME PLANIYLA SON PERİZİN VERİLDİ...

Arılığımız bildiğiniz yer ve konumunda...Bundan dolayıda yazacak ve üretecek pek haber yok...Şu günler kış hazırlıklarına başladık.Kovanların örtü bezleri eskidi.Eskiyen örtü bezlerini kış önünde değiştirmek şart...Çünkü;Ben örtü tahtası kullanmıyorum.Dolayısıyla örtü bezi yerine çuval örtüyorum.Bugün değişik yerlerden sağladığım çuvalları yıkadım.Daha hepide bitmedi.Yarın sabahada kaldı.Onlarıda suya ısladık.Sabahleyin kalanlarıda yıkayıp tamamlayacağız.Daha sonra yolumuz Antalya şehir merkezine kadar uzayacak.Ben şehre 15-20 km lik bir mesafedeyim.Çarşıda bir plastik ambalaj malzemesi satan dükkana takılacağız.Naylon torba alacağız.Boyutu en 25 cm,boyda 50-55 cm kadar olmalı.Bunun içine 23 cm eninde 45 cm uzunluğunda köpük keserek yerleştireceğiz.Nemi olacak...?Sıkıştırma köpüğü yapıyoruz.Bu şekilde kovanı daraltıp arıların kış boyunca daha sıcak ortamda kalmalarını sağlama amacındayım.Kovanın boş kalan yerlerinide eski kumaş vb.gibi malzemelerle dolduruyorum...Bu planlanıp yapmayı düşündüğüm işim.Gelelim bugünkü yaptığım işlere...
Bugün arılığı ziyaret ettim.Hava kapalıydı.Zaman zamanda hafifçe çiledi.Bu ortamda yapılacak iş arıyı varroaya karşı ilaçlama...Varroa ilaçlaması kovana arıların döndüğü akşamüstü gibi dar zamanda yapılır.Bizde havanın kapalı ve arıların uçmamasını fırsat bilerek gündüz ilaçlama yaptık.Daha önce iki kere varroaya karşı perizin kullanmıştık.Bugün 3.defa ilaçlama yaptık. ilaçlamayı 1er hafta aralıkla yaparak tamamladık...Şimdi havalar az daha soğuyunca yani Kasımdaki pastırma yazı geçtikden sonra bütün kovanlara formik asit uygulayacağım.Şubatdada 3 kez daha perizin uygulaması yaparak nasipse bahara çıkımayı planlıyorum.Perizini kullanırken su yerine kaynatılmış kekikden elde ettiğim kekik suyunu kullanıyorum.Ayrıca perizinin dozajınıda biraz düşük uyguluyorum.Bazı arıcı dostlar daha önce hemen az ilaç kullandığımı yetersiz kalacağını yorumlarıyla belirtiler.Zaten benim amacım kimyasalları kullanmamak.Mecbursam az miktarda yetecek kendime has teknikleri geliştirmek.Kekik suyuda bu tekniklerden birisi..Daha önce hiç kimyasal kullanmamıştım.Ancak varroa yoğunluğu bir hayli artınca perizin tercihi yaparak uygulamaya koydum...Sonuçları ilerde açıklayacağım.Bugünkü ilaçlamadan sonraki sonuçlarmı? Mükemmeldi...Çünkü arılar kovanda kalan varroaların ölenlerini ve düşenlerini temizleme gayreti içindeydiler...
Değerli dostlarım;Çalışmalarım bunlardan ibaret...Şimdilik hoşça kalın..

27 Ekim 2009 Salı

BULUTLAR ALTINDA HASATDAYDIK

ÜLKEMİZİN BİRÇOK YERİ KARI GÖRDÜ,KIŞI GÖRDÜ,ARILAR BİLE SALKIM OLDU.... Ama biz bugün bir arkadaş ağabeyimizin arılarında püreenden kalan balı hasat ettik.Aslında bu bal daha önceki hasatda alınacaktı...Ancak oradaki arı yoğunluğu ve yağmacıcılık zayıf arıları hasat etmemizi engellemişti...Bu durumdan dolayı bu 15 kovan arıyı Cumartesi gecesi kapattık.Pazar sabah namazının ardından alarak yeni yerlerine kışlayacağız bölüme götürdük.Dünde hava kapalıydı...Zaman zamanda yağmur yağdı.Arılara bakamadık...Bugün öğleye kadar baktık hava güneşli...Meteoroloji sitesi yağmurlu gösteriyor.Selim Korkmaz Ağabeyimde beni arıyor,ne yapalım diyor...Artık ne olursa olsun dedim...Çünkü geçen yıl yağmurlu havada bile çalışmak zorunda kaldığım zamanlar olmuştu...Hatda transfer analarım yağışlardan dolayı sıkışmış,yağmurlu çileyen havada 40 bölme yapmış ve akşamüstüde ana memelerini kovanlara takmıştım.Bugünde öyle karar verdik.Yemeği yedikden sonra arılığa vardık.Tabiki biz varıncaya kadar da hava kapandı...Birkere karar verildi ya...İdam ..yapılacak kalem ...kırılacak.Besmeleyi çekerek işe başladım.Sonuçda 15 kovan arıya bakılacak..Hızla ballı petekleri aldım,fazla petekleri de aldım.1 saat civarında hasad işini bitirdim.30 ballı petek aldık...Hepside süzülecek...Fazla petekleride kovanlar arası geçiş yaparak kovan dengelerini sağladım.Havalar iyileşsin...Kendi arılarımı elden geçireceğim.Ballı petekler alınacak.Boş fazla balsız peteklerde alınacak.Bu işlerin ardındanda hemen köpüklü ambalaj naylonu zımba ile kovan dip tahtası ve yan tahtasına zımbalanıp kovanlar daraltılacak,sıkıştırılacak.Çünkü;Antalyanın az fakat ne yapacağı belli olmayan kışının gelmesi yaklaşıyor...15 Kasımdan sonrayı artık kış saymak gerek...
Bizim buralar bu haftayı çok şükür yağışlı geçirecek...Arılarda kovan içinde yatacak..Tabiki yağış Akdenizin doğal orman mantarını patlatacak...Bizde mantar aramaya gideceğiz nasip olursa...Bu yıl mevsimi olması gerektiği gibi yaşıyoruz.Çok şükür Elhamdülillah...Sonuda baharıda iyi olur İnşallah..
Hoşça kalın dostlar,arıcı arkadaşlar...Allaha emanet olun.Bolluk bereket ve yağışları afetsiz yaşayın.

24 Ekim 2009 Cumartesi

SONBAHARIN SONU

Artık Akdenizdede herne kadar hava sıcaklıkları hala 30 lu derecelerde olsada iklimsel ve bitki örtüsü bakımından son baharın sonuna doğru yaklaşıyoruz.Bizim yağmurla açan püreen bitkisi arada yağmur almayınca artık yukardaki sresimde görüldüğü gibi geçti.Şu sıralar arılar sonbaharın son çiçeği ve nektarını harnupdan(Keçiboynuzu) bal ve polen topluyorlar...Bunun yanında kış önünde kış girişinde yeni dünyalarda açıyor.Oda çok iyi nektar ve polene sahip bir bitki çeşidi olmasına rağmen bizim arı koyduğumuz kışlağımız çevrede bulunmuyor.Bu bakımdan yeni dünyaları bıraktık...

Bu resim 2009 un foto ve blog albümünde kaldı.Nasip olursa,2010 Ağustosun sonunda veya eylülün başında yağmur yağarsa bu resimleri size yeniden bulup,çekip yayınlama fırsatımız olur.Yağmur yağmazsa hiçbir şekilde püreen bitkisi ne açar, nede nektar ve bal vermez.Bu bitki herşeyini yağmura bağlamış...Diğerleride öyle ama bu biraz daha nazlı...Allaha şükürler olsun bu yıl Arıcılar bizim bölgelerde hiç olmazsa el emeğini aldı.Bilhassa Fethiye ve muğla civarında harika çam balı aldılar.Bolluk ve bereket arıcıya şimdilik pek yaramışa benzemiyor.Hatda çoğu yerde şaşırmış arıcılar birbirinin kuyusunu kazıyor.Neredeyse bedava denilebilecek paraya kg fiatı 8-10 tl ye parekende çam balı satıyorlar...Öyle oluncada pal tüccarı bala para vermiyor.Ah aç gözlülüğümüz varya,..Neredeyse insan birbirini yiyecek...Aracına bal koyan seyyar balcı olmuş...Aracın yaktığını ne kazandığını diğer arıcılara ne kadar zarar verdiğini düşünmeden cami avlusunda pazar yerinde mahalle arasında tutturabildiği fiata bal satıyor.Birde 4 kağıtçılar var...Bunlarda nerdeyse Ocakda bile arıdan bal kesiyorlar...Nasılmı?Soruyorsun Adama ...Balın nerenin balı....Cevap bilmeyene basit...Burdur çiçeği...Burdurun çiçeği Burdur Şeker Fabrikası.Tabiki Akdenizde arıya devamlı koyu kıvam şeker verirsen arı yediği bu şekeri ocakdada peteğe bal gibi atar...İşte böyle dostlar...Türkiye'de üretici birliklerini devreye sokmak lazım.Ayrıca satılacak ürün için tahlil ve satış sonu ikinci bir tahlil şart...Hernekadar biz arıcılar için bu uygulanıyor gibi gözüksede pek uygulandığı yok...Formaliteler yerine getirilip işler yürütülüyor...Ama üretici birlikleri,hatda üreticinin birbirini denetlemesi bile gerekli...Sözü burada noktalayalım...İlerki zamanlarda bu konudaki ayrıntılara devam ederiz...
Sağlıcakla...Kalın...Gerçek ARICILAR(Sahtelere Dikkat edelim.)

22 Ekim 2009 Perşembe

22 EKİM GÖZLEMLERİ...


Bugün arılıkda kısa bir gezinti yaptım.Arıların artık bal atmadıklarını gözlemledim.Püreenler artık tamam diyorlar.Öyle olunca ballıklardaki peteklerin arıları kovana çırpılarak kovan üstüne örtü bezi konup ballıklr geçici olarak kondu.Artık ballıklara arı ulaşamayacak.Bu işi yaparken Maşallah güzel bir arıdanda 2 çıta sırlanmış bal aldık.Eve getirmeden Allah bereket versin sattık.Birisini dayımıza,diğerinide amcamıza...Benim aile kalabalık...5 dayı,4 teyze,3 amca(Birisi Rahmetli oldu.)4 de hala var...Bunların yaş ortalamı 65 civarı...Yani bizim akrabalar çok...Bunlara bal pazarı olarak sahip çıkabilsem her yıl 500 kg.bal satarım...Diğer dost ve arkadaşlar hariç...Zatende bal üretmede zorlanıyorumda satmada asla öyle bir zorluğum yok...Bazı arkadaşlar balım bitince bizimkileride sat diyorlar...Ama ben satmıyorum...Çünkü:Müşterime ve akrabama vereceğim baldaki olumsuzluk bir yıl sonramı bitirmesin diye...Bitince balım bitti.Şu arkadaşda veya arıcıda var deyip geçiyorum.İşler çoğaldı.Fazla petekler alınacak.Kovanlar plastik ambalaj ile sıkıştırılacak.Kışlık arılık bölgemize nakledilecek...Vel hasıl iş çok...Beni bekliyor...Allah nasip ederse,yarın Cuma namazını bir kılalım gerisini halletmek üzere kolları sıvazlıyorum...Gelelim diğer haberlere....

Püreen Çiçekleri eskisi kadar güzel olmasada açmaya devam ediyorlar.Bu arada bugün bazı kovanları kontrol ederek durumlarına baktım.Harnup(Keçiboynuzu) kokusu geliyordu kovanlardan...Keçiboynuzu açalı bir hafta kadar oldu.Ama arılar keçiboynuzlarına iyi sarılmışlar.Kovan içinden kokuları geldiğine göre...
Çok değerli topraklar...Kiremit kırmızı renkte...O kadar bereketliki.Hani toprak için derlerya"KAN DÜŞSE CAN BİTER"İşte tam o türden topraklar...Ama biz neyapıyoruz..Bu değerli topraklara anlamsızca çam ağacını doldurup aklı sıra ülkeyi yeşil tutacağız.Amacımız ormana karşı olmak değil...Çam yerine akdenize uygun başka ağaçlar dikilse...Üstelik bizim akdenizde basra böceğide yok...İnanın getirilip çoğaltmayı başarabilsem o işide halledeceğim.Ormanlardaki değişik bitkilerden ülke ekonomisine katkı sağlasak...Arı üretsek,bal üretsek...Akdenizde bu topraklarda püreen geçtimi arının yiyeceği hiç bir şey yok çok yazıkki...
Bazı bölgelerde püreenler yeni açsada arı sanki püreene doymuş gibi...Akşam üstü biraz inceleme yaptım...Arıların pek püreene ilgisi kalmadığı kanatine vardım.Bazı kovanları kontrollerimiz sırasında arılardan bal hasatı yapmamıza rağmen yinede 1-2 çıta kadar bal atmışlardı...
Yukardaki ve aşağıdaki resimler çam ağaçları arasına sıkışmış yaşamak için çaba gösteren püreenlere örnektir...Çamlar öyle kapatmışki hava ve güneşe hasret gibiler...

Bu aşağıda ve yukardaki resimlerdede görüldüğü gibi serbest noktalarda olan püreenler sere serpe olabildiğince büyümüş ve gelişmiş.

Yinede bu püreenler arasında arıların bal yaptığını görüyorum.Bir kısmı püreenden...Bir kısmıda keçiboynuzundan...Yakında etrafımda keçiboynuzu olmasada ben görmesemde arılar gidip görüp buluyor...Nektarını alıp kovanlara taşıyorlar...
Yukarda ve aşağıdaki resimlerde Orman içi toprak yolları gösteriyor...Yollar ve yıllar....Nasıl geçtiğive bittiği belli olmayan iki yakın dost gibiler....
Güzel kırmızı topraklı Akdeniz Ormanları...Yüce ALLAH size bol yağış versin.Kuraklıkdan korusun...